Yıl 2000 ..

Gökçeada’da mütevazi bahçe içinde bir ev aldım..Bahçenin yanından geçen liman yolunun diğer tarafında ise, Gökçeada komando alay komutanlığı vardı. Hala da var.

Bazı geceler, alayda dağa doğru genişleyen tatbikatlar yapılırdı… Şu an bile sesleri hala kulaklarımda. Her sabah eğitim yapan fidanlarımız, alay ile aramızda kalan liman yolunda koşuya çıkarlar, bizler de gün doğumunda onları büyük gururla seyrederdik.

Gökçeada’nın bir özelliği vardır. Orada protokol pek geçmez. Kaymakamı, milli eğitim müdürü, hakimi, savcısı, belediye başkanı ve alay komutanını her yerde görmeniz mümkündür. Onlarla oturup sohbet eder, çay kahve içersiniz. Halkın arasındadırlar. Kapılarına gittiğinizde sizi kimse randevunuz yok diye geri çevirmez.

Bayramları çok güzel olur. Cumhuriyet meydanı süslenir. Tüm devlet mensupları oradadır..Halkla bayramlaşıp kutlama yapılır. En güzel bayram kutlaması da 30 ağustos zafer bayramıdır. Ada’da büyük bir alay komutanlığı olduğundan çok gösterişli ve katılımlı geçer.

Yemin törenlerinde, feribot seferleri askerlerin aileleriyle dolar taşar.Çarşı iznine çıkan askerler yolun sağ tarafından tek hiza yol alır.. her yer yeşil yeşil ışıldar. Tüyü bitmemiş delikanlılar mutlu ve gururlu çarşıda dolaşır. Kiminin elinde, postane kartları, kiminin elinde naylon poşetler , kimin elinde ekmek arası yiyecekler vardır.

****

Annem, her asker gördüğünde ağlar. Analık duygusu… hepsini kendi yavrusu bellemiş.. Annem babasını 8 yaşında kaybetmiş. hiç erkek kardeşi yok. iki abim olduğunda dünyayı onların kurtaracağını düşünmüş olmalı ki, onları biz kızlardan hep çok sevip, saydı ..

2010 yılında istanbul’dan adaya, her zamankinden daha erken gittim. sezonu erken açtım diyebilirim..Annem yine yanımdaydı. o yaz, alay sürekli  tetikte.. Her zamankinden daha çok. Sonradan duyduk ki, alay komutanı değişiyor. Her yıl atama zamanları bellidir aslında.. nasıl olduysa o yıl farkına varmamışız atamanın olacağını. Bir kaç ay sonra, yeni alay komutanı geldi. Görenler tanışanlar olmuş komşulardan.. “bal gibi adam” dediler.

****

Sabah 07.00…

Annem ortada yok.

Her tarafa baktık. yok ..!

oğlum dedi ki; “anneannem akşam alaya gidecem diyordu. sakın alaya gitmiş olmasın.”

“olur mu hiç ” dedim. “ne işi olur alayda”..

oğlum dedi ki, “akşam helva yaptı ya, nöbetçi askerlere götürürüm demişti..”

Bir an panik oldum.. Ama Adanın ortamını bildiğim için, sakince beklemeye başladım. Sonunda annem öğlene doğru geldi. Yüzünde tatlı bir tebessüm. Müthiş bir gurur ve mutluluk.. Anlatmakta inanın kelime bulamıyorum.. Annem çok gülen bir insan değildir,  bu nedenle biz onun güldüğünü gördüğümüzde her zaman sıra dışı kabul etmişizdir.Hayatı boyunca,  gözü yaşlı bir kadın oldu hep annem..Tipik  çlilekeş  karadeniz kadını.

*****

 Olay şu:

Annem, helvaları bir kaba koyup alayın etrafında nöbet tutan askerlere ikram etmeye başlayınca alayın kulesinden ve nöbetçi askerlerinden uyarı almış. Ama bakmışlar, inatçı karadeniz kadınını tellerden uzaklaştıramıyorlar, hemen bir rütbeli olaya el koymuş.Annem de inat mı inat. Rütbeli subayımız da annemi ikna edememiş. illa da illa helvaları askerler yiyecek..!

****

Sonunda alay kapısına kadar iş dayanmış. Anneme bir sandalye, etrafında bir kaç asker ve rütbeli ..

Neyse ki helvalar annemden teslim alınmış. Nasıl olduysa, bu yaşanan durum, yeni alay komutanına aksediyor.Alay komutanı annemi misafir etmiş.. anneme tüm alayı jiple gezdirmişler. Kadın yaşlı tabii, yürütmeye kıyamamışlar.

Annem , bir kaç gün boyunca sürekli dua etti.”çok yakuşukli uşak,  çok yaman komutandi.” dedi , durdu..

İşte karadeniz tabiriyle O,  “çok yakuşukli uşak,yaman komutan ” ŞEHİT TÜMGENERAL AYDOĞAN AYDIN ‘dı..

Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun..!

Onlara olan borcumuzu ödememiz mümkün değil..!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.