Günlerdir okumaktan bıktığım ama yine de gözümü alamadığım güncel başlıklar beni kahretmeye devam ediyor.

Arada mola veriyorum. Biraz müzik, biraz edebiyat derken, her defasında nedense önüme neyzen tevfik çıkıyor.

sanki, “boşver beni oku “der gibi eski sararmış arşiv fotoğraflarının arasından, bana manalı manalı gülümsüyor.

Okuyorum, okuyorum doyamıyorum ona. Hiç kimseye kul olmayacak kadar asil, herkese yakın olacak kadar mütevaziliğine, sivri diline, mertliğine ve kendisi ile olan barışıklığına..

***

Bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde, fikret mualla’dan  başlayarak daha bir çok önemli  isme kadar yaptığı yarenliği anlamak için, ya Neyzen olmak yada Neyzen gibi akıllı bir hasta olmak gerekiyor sanırım.Neyzen olmayacağımıza göre, akıllı hastalardan olmak şu an için en mümkün ama en zor durum.

Mehmet Akif’e göz yaşı döktüren, Fikret mualla’nın “hocam ” dediği neyzen Tevfik, bugün yaşasaydı, arada sırada kendi ayağıyla gittiği Bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden hiç çıkmazdı herhalde.

Çıkarsalardı da çıkmazdı..

***

Akıllı ile delinin ,suçlu ile suçsuzun yer değiştirdiğini gördükçe, hayretle Neyzen Tevfik’ okuma ihtiyacı doğuyor. sonuçta cezai ehliyeti olmamak;

 En büyük özgürlük..

***

Kaybolup gidiyorsunuz kelimelerde, cümlelerde..

Her vurgusu, tüm zamanlara. “Değişen bir şey yok” diyor dünyada.” hep böyleydi böyle olacak” diyor yazdıkları.

Evet…1953 te göçüp gittiğinden beri, 64 yıldır değişen bir şey yok gerçekten.

***

Sevdanın oduna pek güvenilmez,
Tutuşursan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.
İyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın, gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme

***

Herkesin çok yüzü var. Bir yüzü evde, bir yüzü işte, bir yüzü sokakta, bir yüzü aşkta..

Çok yüzlü insanlar olduk. Utanmaz arlanmaz sıkılmaz olduk.

Hatta öyle olduk ki, pişkinliğin rezilliğin dibine vurduk.

Sonra gerçekleri söyleyenlere “deli” dedik. Onlar tek yüzle idare ederken bizler çok yüzle popüler olduk.

Kıvrıldık kıvrıldık.. sonra da sıyrıldık..

***

Neyzen’i okurken yüzü kızaran kaç kişi bulurum diye düşündüm. Kaç kişi rakısında cihanın adaletine isyan etmiştir.. Ney veya nefesli bir çalgıda soluğunu isyanla tüketmiştir.

***

Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler…
Künyeni almak için, partiye ettim telefon:
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!.

***

Be soysuz !

 Namaza durduğun yönü bilirsin de, kıble diye,

 secde edip alnını koyduğun toprağı

 neden söylemezsin vatan diye ?

***

Sürdürdüğümüz bu hayat felsefesi bize ait değil. yani insana dair değil.

Yüzlerimiz ne zaman azalırsa, aynada tek kendimizi , asıl kendimizi göreceğiz. Tıpkı Neyzen Tevfik gibi.

Ne kadar ayık, ne kadar sarhoş olduğumuzun önemi yok aslında.

Yeterki sarhoşluğumuz sahte, ayıklığımız şerefsiz olmasın..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.