Ölünün arkasından konuşulur mu ?

Konuşulur..! Hem de öyle bir konuşulur ki..

Önemli olan konuşmak değil, ne konuşulduğudur aslında. Hani iyi konuşulursa, kimsenin pek sesi çıkmaz da, kötü konuşulursa tepki alır.

***

70  li yılların ortaları, ortaokulda öğrenciyim. İstanbul’un en olaylı olmasa da, siyasi yönüyle epey karmaşık bir okulunda.  Ayda en az bir kere  eski  Londra Asfaltı  öğrenciler tarafından barikat kurularak kapatılıp boykot ediliyor. Bizler küçüğüz ama sınıfımızda sakalları bıyıkları terleyen öğrencilerde mevcut. Abilerimiz dediğimiz( “abi” demek mecburi idi.)  bu öğrencilerin kitap defter getirme huyları veya derslere katılım  gibi alışkanlıkları da mevcut değildi.  Bir müfettiş edasında derse giren hocaların üzerinden gözlerini ayırmadan, ellerini kavuşturup sessizce otururlardı.

 Bizim sınıfın abisi, siyasi görüşünü sonradan öğrendiğimiz gün zaten kendisi de ortadan kayboldu.  Sebebini  öğrendiğimizde, hem çok şaşkın, hem de  çok korkmuştuk. Türkçe öğretmenimiz yediği dayak yüzünden, bir ay hastanede kalmış, yerine müdür derse girmişti. O zamanlar ki müdürümüz ise şu an özel bir üniversitenin rektörüdür.

***

70 li yılların hamisi kimdi, bilemem. Öyle cümleler dolanırdı ki ortalıkta, her birini dinlesen hepsi haklı ve masumdu.  Her yer taranacak korkusuyla gittiğimiz okul, pazar, sokaklar her gün bir siyasi örgüte ait gencecik insanların kanları ile  sulanıyordu.Arada  ölen masum insanları saymıyorum bile.

Hal böyle iken, her birinin birbirinden farklı olmayan, hepsi vatansever olduğunu ilan eden, halka eşitlik huzur getireceğini söyleyen bu  insanların her yana dehşet saçması da garip ama gerçekti.

***

Sabahları her kapının önünde bırakılmış bildiriler, duvarlara yazılan yazıları okuduğunuzda çok partili sisteme geçmiş bir ülkenin, seçim propagandası sanırdınız. Ama akşam haberlerinde öldürülen gençleri duyunca, işin aslının  çok başka olduğu da balyoz gibi kafamıza inerdi.

***

68 kuşağı ile 78 kuşağı çok konuşulur. konuşulması da gereklidir bir anlamda. Zira bu iki zamanın liderleri yakın tarihimizin de önemli isimleridir.

Sadece dikkat edilecek bir nokta var ki, bu iki zamanın da siyasi ideolojileri arasında orta çömlek görevi gören bir grubun pek fazla bir konuya dahil edilmemesidir. Bu iki kuşakta da sağcılar ve solcular dediğimiz; devrimciler ve ülkücülerden bahsedilir aslında.

Ama   “Onlar” da vardı..

Üstü başı düzgün, terbiyeli gençler vardı o zamanlar. kendi alemlerinde takılan, namazında niyazında..

Çok fazla ortalıkta görünmeyen ama okudukları kitapları ile haşır neşir alttan alttan göz süzen gençlerdi bunlar.. Bu tipleri yıllar sonra bu ülke, başka bir vizyonda gördü. Onlar gelirken usul usul,  o günkü bazı aydınlar gelen tehlikeyi sürekli uyardılar. Herkes sağ-sol derdinde olunca asıl tehlikeden habersiz  kalındı. Bu gelişin hikayesi  de aslında çok daha eski tarihlerden ..

***

Yakın bir zaman önce Dev-genç örgütünden  Bülent Uluer vefat etti. Arkasından bir çok köşe yazarı iyi-kötü kaleme aldı bu gidişin hikayesini.  Yetişebildiğim kadar hemen hemen hepsini olmasa bile çoğunu okudum. 2013 te  bir gazeteye verdiği bir  röportajdan yola çıkarak, Bülent uluer 70 li yılların anarşisinden sorumlu tutulmuş. Öyle ki; dönemin  bakanı ile yaptığı gizli anlaşma ile vatan haini dahi ilan edilmiş.Bülent uluer’i savunacak değilim. ne görüşü ne de izlediği yolu hiç bir zaman tasvip etmedim.  Fakat, şunu hatırlamakta da çok fayda var. Eskilerin bir sözü vadır; ” hırsızın hiç mi suçu yok”… Bülent Uluer’in  gizli anlaşma yaptığı bakan; o namazında niyazında elinde kitap ile dolaşan düzgün çocukları temsil ediyordu. O düzgün çocuklar ki, gün geldi büyüdü,  önemli görevlere geldiler,  15 temmuz 2016 da Türkiye de tarihe kanlı bir gün yaşattılar.

Diğer taraftan 78 kuşağının da ülkücü liderleri vardı unutmayalım. Hani onlar da, sütten çıkmış ak kaşık değillerdir. İnsanın aklına gelmiyor değil, acaba o günün 78 li ülkücüleri  kiminle anlaşma yaptı. Zira gün gibi ortada ki, o yıllardan gelme bir çok ünlü isim yıllar sonra bazıları yargılandı, bazıları kaçtı, bazıları da eceliyle öldü.Yıllar sonra bazı siyasilerin, 12 eylülden sonra girdikleri hapishanelerde birbirleri ile hasbihal ettiklerinde yüzleştikleri tek nokta ne idi hatırlayalım; “Hepimiz kullanıldık”

Kullanan kimdir? Sağı- solu ile gencecik fidanları birbirine düşüren düşman,cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, hem içten hem dışarıdan el birliği yapmış emperyalistlerin  uşakları idi.

Hala var mı? Evet var..!

***

78-79 yılları Türkiye’nin ölümsüz geçmeyen yıllarıdır bana göre. 24 ocak kararlarının neden alındığını  yıllar sonra bile düşünemeyen güruhun, sadece 12 eylül üzerinde  dikkat toplaması da  ilginçtir.

2010 anayasa oylamasında, “yetmez ama evet”  diye inleyenlerin siyasi çeşitliği de, işte 24 ocak kararlarını atlayarak, 12 eylülden ve ekibinden intikam alma yarışı idi. 12 eylül sonrası, Türkiye de yerleşen ılımlı islam sentezi ile eski bazı devrimci sosyalistlerin liboş tavrı, yanında sokak mafyacılığına soyunmuş, “tahsilatçı” ülkücülerin yozlaşmasının da sonucudur.

Emperyalizm “ben yaptım ” demez. yapmaz , yaptırır. Öyle küçümsenecek bir şey de değildir. Düşmanı tanımak ; % 50 zafer kazanmaktır. Geri kalan % 50  cesaret ve çalışmaktır.

***

Bazı insanların diğer insanlardan çok daha fazla günahı var. Buna ister ego, ister vatan hainliği, ister kişisel çıkar, isterseniz emperyalistlerin uşağı deyin. Değişmeyen tek gerçek; kimsenin kimseyi suçlayacak bir yüzü yok aslında.

Aslolan, Kurtuluş savaşından bu yana Atatürk ve ilkelerini şiddetle red eden, insanlıktan , imandan , özgürlükten, bağımsızlıktan bahsedenlerin, aslında bu ülke için kaostan başka hiç bir şey yapmadıklarıdır.

“insanın kendine yapacağı kötülüğü, dünya bir araya gelse yapamazmış”. Ne kadar doğru bir söz..!

***

Yıllar geçmiş, kimse “benim ayranım ekşi “demiyor hala.Aynı kafalar, yine aynı senaryolarla birbirini dürtmekle , suçlamakla meşgul. Halbuki; “vatan” ı emanet edenlerin, şehit kanları hala bu topraklarda iken, bu mevzuların aslında kimlere yaradığı da apaçık ortada.

Birlik ve beraberliğin en yüksek noktada tutulması gereken yıllardayız. Ama ölülerin arkasından dedikodu yapmakla meşgulüz.

Yine mi ? Evet yine..!

***

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ TÜM ULUSUMUZA KUTLU OLSUN

ATATÜRK VE TÜM ŞEHİTLERİMİZİ SAYGI VE SEVGİYLE YAD EDİYORUM.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.