Eflatun’nun( Platon)  , “devlet” eserini okuyorum. Sabahattin Eyüboğlu ve M.Ali Cimcoz yapmış çevirisini. Yıl 1958..

Güzel bir bölüm var.

“-peki, bir orduyu korumasını  en iyi kim bilir? Düşmanın niyetlerini gizlice öğrenmesini, sırlarını çalmasını bilen değil mi?

-elbette.

-Demek, bir şeyin en iyi koruyucusu, en iyi bekçisi, o şeyin en usta hırsızıdır da.

-evet.

-Öyleyse, doğru adam, paraya bekçilik etmesini bildi mi, çalmasını da bilir.”

Bu satırları okuduktan sonra, dünya kuruldu kurulalı  insanoğlunun makus talihine  şaşmamalı.

Anladığım şudur: Devletin her kademesinde, en alttan en tepeye kadar görev alanlar, dürüstlükten ve doğruluktan nasibini almış olmaları gerekir.

Düşünün ki en acemisi bile bu görevlerde iyice piştikten sonra edineceği tecrübe ve bilgelik ile neler neler yapabilir.

Eğer fikir kötüye gitmişse, tecrübeler ve bilgelik  ile yapılanlar en alasından  devleti mahveder. Bu açığa çıkmaz mı? Çıkar. Bilgelik, ustalık  her ne kadar koruyucu olanın görev alanını teşkil etse de, görevde olmayan bilgeler ve ustalar bekçilik yapmasalar da denetleme kabiliyetine çokça sahiptir.

Herkesin her şeyi yutma, kanma olasılığı yoktur.

Tarih, iyi  bekçilerle yapılmış hırsızlıklarla dolu. Zamanı geldiğinde her ne kadar hayal kırıklıkları yaşasak da önceden bu hırsızlıkları görenler de olmuyor değil.

Sorun şu ki, her hırsızlıkta bekçinin doğru adam olduğunu söyleyip duruyoruz. Halbuki Eflatun’un dediği gibi; ” en iyi bekçi, en iyi hırsızdır”

Atladığımız şu belki de; En iyi  ve dürüst bekçi hayali kurduğumuz halde, sadece en iyisini tercih edip, dürüstlüğü atlamamız. Hal böyle olunca, “hırsızlık” kaçınılmaz oluyor.

Artık, “para” ne kadar araç ise, o kadar amaç haline gelmiştir. Tüm devletler ihtiyaçları dışında fazlasını elde etmek için, ekonomik, siyasi ve işgal projeleri  yapıyor.

Yılın bazı günlerini “özel gün” ilan etmek, dünya devletlerinin bu kirli yüzünü kapamaya yetmiyor  ne yazık ki.

Ve devlet adamlığı,  iyi bekçi olmak kadar, doğru ve öngörülü olmayı da zorunluluk haline getirdi.

Biz ülke olarak, böyle bir şansa sahip bir milletiz. Atatürk, korumasını bilen, dürüst, doğru ve  öngörülü idi.

Eflatun’un dediği gibi, “iyilere dost, kötülere düşman”dı.

Asıl meselede bu değil mi zaten. Görevini kötüye kullanmamak..!

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.