“VESAYET SAVAŞLARI”

Türkiye’nin darbeler tarihine girince içinden çıkmak o kadar da kolay değil aslında. Sebepleri, sonuçları derken, kafanız karıştıkça karışıyor. Darbelerin iki önemli aktörü var: Siyasiler ve askerler.

Biz darbeleri çıkış noktası itibari ile, eylemsel olarak askeri kaynaklı bildiğimiz için, siyasileri darbelerde hep mağdur olarak bilmişiz. Tabii yakın tarihe ilgi duyanlar içeriği çok daha iyi bilirler. Bu nedenle de burada detayları vermek  kısa bir makale için imkansız.

Ahmet yavuz‘un deyimiyle; “15 temmuz dinci darbe kalkışmasını ” saymazsak, en son 1980 darbesini bire bir yaşamış bir insan olarak, durumun vahameti hiç de iç açıcı değil.

Her  sosyal sorunda olduğu gibi, en temel  sorun eğitim. Vesayetin, askeri ve siyasi yönünü analiz etmek, kafa yormak, okumayan bir toplum için oldukça zor.

Çok iyi hatırlıyorum 1980 darbesinin ardından, yurt genelinde okuma yazma seferberliği başlatılmıştı. Babamdan öğrendiğim kadarı ile, eskiden okuma-yazma bilmeyen erkekler, okuma ve yazmayı askerlik görevini yaparken orduda öğrenirlermiş. Bu yüzdendir ki, ülkemizde  kadınların okuma-yazma oranı erkeklerden  çok daha düşüktür. Bu istatistiğe, “kızlar okutulmaz” tabusunu ve sosyal gericiliği de eklersek tablo daha net ortaya çıkar. okuma-yazma bilmek de yetmiyor tabii.. Okumak bilmek, sorgulamak da lazım. Okumadığımız için bilmiyor, bilmediğimiz için de sorgulamıyoruz.

1980 darbesinden sonra sivil idarenin tutumu bize her ne kadar demokratik görünse de, temelde 80 öncesinden gelen bir yapılanmanın en üst seviyede yetkin olduğu dönemler. Velhasıl  verilen bazı özgürlüklerin ardında, planlanmış yıkım stratejisi var. Cemaatler ve  kurumsal yapılanmalar, pkk nın ilk  evreleri, özerklik  gibi söylemler de bu döneme rastlıyor. Bunların hepsi bir tesadüf değil elbette. 1980 darbesine zemin hazırlayanların hangi merkezden yönetildiğini bilmek  kafi.

“vesayet savaşları”nda:  kimin vesayeti , kiminkinden üstün derseniz ben ortada askeri vesayet göremedim. Darbelerden tutunda, ülkenin tüm idaresinde aslolan sivil siyasetçilerin  yanlışları ile dolu  uzun bir süreç. Bu yanlışları hangi kalıba sokacağınız sizin inisiyatifinizdir derim. Zira sürekli demokrasi söylemleri ile aldatanları tarih yazmış.(kitapta  detaylar mevcut)

İç ve dış politikalardan tutun da, 80 öncesi anarşi ve sonrasında PKK gibi, FTÖ gibi terör örgütlerinin yapılanmasının  hiç birinin temelinde ana unsur asker değil.Asker 60 yıldır şöyle veya böyle bir şekilde hem halktan uzak tutulmuş hem de siyasetten. Hal böyle iken bu kadar sıkça darbe olması da garip değil mi? Ya kumpaslar? TSK nın içinin boşaltılması, Cemaatin kadrolaşması, barış süreci, sınırlarımızda yaşananlar.

TSK nın üst düzey subaylarının liyakatsız  oluşları da kötülerin ekmeğine yağ bal olmuş. Ahmet yavuz’un samimiyetle kalem aldığı bu satırlar ibretlik. Ordudan atılanlar, zorunlu emekli edilenler, uzaklaştırılanlar ve dahası hapse atılanlar. TSK yı böyle bir kıskacın içine sürükleyenler, kimlerle beraber bu tuzakları hazırladılarsa, bugün itibarı zedelenen ordu’ya da kefen biçen kişiler aynı.

Dedim ya okumuyoruz, öğrenmiyoruz. hiç mi hiç sorgulamıyoruz. Bir general, Tüm vatan sevgisiyle görev aşkıyla ülkeye hizmet ederken alaşağı ediliyor, tüm kırgınlıklarını, acılarını gömüyor ülkesi için mücadele ediyor , bir de  kalkıp mensubu olduğu kuruma öz eleştiri getirebiliyor ama biz dönüp kendimize bakmıyoruz.! Siyasilerden hiç  bahsetmiyorum, çünkü onlar hep masum..!

Ders çıkarmak isteyenler için, kitabın 4. ve 5. bölümleri ideal. Naçizane siyasilere tavsiye ederim, alıp okusunlar. Okusunlar ki, son 10 yıldır hata üzerine hata inşa ederken  neleri bitirmişler görsünler.

Yılardır bu ülkede algı operasyonlarının en alası yapıldı.Hatta bazı medya kuruluşları hala aynı istikamette devam ediyor.Belli bir dönem Yargısından, eğitimine, sağlığından  yerel hizmetlerine kadar terör örgütlerinin emrine verildi. Görsel ve yazılı medya en rezil afişe iftiralarla devletin tüm kurumlarında, masum insanları  işlerinden ettikleri yetmedi bir de cezaevlerine tıktırdılar. Bütün bu olanların arkasındaki  güç, hangi vesayetti?

Hani şu “üst akıl” dediğimiz, emperyalistlerin değnekçilerini, (FTÖ, PKK  ve türevleri)  görmek için de sorgulamak  gerekiyor.

16 nisan’da Anayasa  Halk oylaması yapıldı. Yeni Anayasanın neler getirip neler götüreceğine kitapta detaylarıyla yer verilmiş. Diyeceğim o ki; Askerin vesayetine kafa yoranların, askeri itibarsızlaştırıp  ordu dağıtılırken seyredenlerin, ileri demokrasi hayali kuranların neye “evet” dediğini, Ahmet yavuz’un değerlendirmesiyle de  okuması gerek.Yakın tarihimizle bütünlük arz eden bu analiz önemli.

Bu ülkenin zaafları var. Ahmet Yavuz analizlerinde çok haklı. Eklemek isterim: duygusal, melankolik bir toplumuz. Bu nedenle de zaaflarımızı  herkes biliyor. Yeri geliyor din, yeri geliyor Cumhuriyet, yeri geliyor Atatürk kullanılıyor. İktidarı , muhalefeti el birliği etmişcesine sağ duyudan uzak, “üst akıl”ın çizdiği yolda ilerlemekte ısrarcı.

Keza Suriye sorunu, bu halkın gözünde ilk önce “mağdur suriyeli”  idi,  daha sonra Türk halkı kendini  mağdur  gördü. Şimdi ise durum tamamen farklı bir şekil aldı. Yani, yarın ne düşüneceği değil, ne hissedeceği ve neyi yaşayacağı siyasilerin iki dudağının arasında.

   BOP VE GOP üzerine  okuduklarımdan sonra, hani ne kadar bu gidişe dur deriz bilemiyorum.

Kitabın sonuç  bölümünde şöyle bir  alıntı var:

“Hakikati aramak ve onu kendi düşündüğün gibi ifade etmek asla suç olamaz”

Sebastian Castello/  Vesayet Savaşları/ sonuç bölümü/ Ahmet yavuz

Bu sözden cesaret alarak diyorum ki;

Türkiye’de, kimse kimseyi vasi ilan etmiş değil. Çünkü bu ülkede hala, cumhuriyetle, demokrasiyle, laiklikle sorunu olanlar var.Hazım sorunu olanların, dışarıdan destek almaları veya onların maşası olmaları  tartışma götürmez.TSK nın neden hedef olduğunu görmek lazım, bilmek lazım, öngörü lazım. Ordunun itibarsızlaştırılmaya çalışılması her ne kadar emperyallerin  yıkım projesi olsa da, ülkenin tüm kurumlarında çöreklenmiş terör örgütünün sorumlusu siyasilerdir.Bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm siyasilere, bir vatandaş olarak sormak istiyorum: Siz kimin vesayetindesiniz? Ki, biz bugün bu durumdayız..!  Buna “aman bize bir şey olmaz” diyen ordu mensuplarını da eklersek:  Vah halimize..!

Yazmakla bitmeyecek, en az 50 makale çıkacak bir kitabın sonunda düşündüğüm tek şey; “Ne olacak şimdi? ” oldu.

   Atatürk : “Mükemmel bir kumandanı vücuda getiren şey, mükemmel ahlaktır.Cesaret ve şecaat her askere lazımdır” demiş. Eminim ki,  güzel ahlaklı ve cesur kumandanlarımız olduğu kadar, siyasilerimiz de vardır.

Son 60 yılın hesabını hangi vesayetçiler verir bilemiyorum.Şu an  geldiğimiz uçurum kenarında, birbirimizi itelemek yerine, birlik ve beraberlik içinde öz değerlerimize sahip çıkarak destek olmaktan başka çaremiz yok..

 

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.