“Doğu ve güneydoğu’da Faili meçhul cinayetler ve Gerçekler”

3.baskı/2014- AlicanTürk/Sosyolog-Asker

****

Kitabın yazıldığı 2011 yılındaki ölümlerin bilançosu 42 bin. Ki bu sayı, 2011 yılından çözüm sürecine girene kadar arttı..Çözüm sürecinde  yaşanan bazı olaylar, akabinde süreç bittikten sonra da ölümler devam etti, ediyor.

PKK terörünün, bölme ,parçalama, yok etme  detayında en önemli nokta, psikolojik  de bir savaş olması. Okuduğunuzda göreceksiniz, halkın aidiyetinden, kamu görevlilerin sabrına, sabrının tükenişine, velhasıl bunun halka yansımasına ve devlet ile halk arasındaki kopukluğa kadar ciddi anlamda yürütülmüş stratejik,  psikolojik bir savaş var.Dile kolay:35 yıl.

***

PKK ‘nın devrimci söylemlerinin ardında, kanlı bir faşizmin yattığını görmek için, ya o bölgede yaşamak, ya da dağa çıkıp, örgüt içi infaza kurban gitmek gerekiyor sanırım. Zira, İstanbul’da  “halkların eşitliği” narasıyla kadeh kaldıranların devrimcilikten çok, şov yaptıklarını düşünmekteyim.

***

Hastalıklı bir ruhun, bölgeye eşitlik, bağımsızlık, özgürlük getirme, kürdistan söylemleri ne kadar inandırıcıysa, o bölgedeki “faili meçhulleri ” doğru tespit etmek de, o kadar inandırıcı. O kadar karışık bir savaş süregelmiş ki bölgede;  medya,  Avrupa, Ortadoğu,  ABD,  bazı kamu personelleri,  PKK, bazı sivil toplum örgütleri hepsi işin içinde… Saymakla bitmeyecek bir düzen.. Ve bu savaşın ortasında kalan Kürt halkı.

***

Onlarca yıldır devam eden bir  iç savaşın, bölgede yarattığı vahşeti yine o bölgenin insanından okumak  korkunç. Ölüm bile isyan etmiştir, yaşanan katliamlara. Bu kadar can kaybının yaşanmasının elbette idari ve stratejik, sosyolojik ve psikolojik nedenleri var. İmkansızlıklar, olanaksızlıklar yaşanırken, sağlıklı bir mücadele  yürütmek ne yazık ki uzun yıllar almış. 84 yılından  sonra yaklaşık 10-12 yıllık bir süreç bu sorunları tespit ve çözmekle geçmiş.  Fakat, PKK terörünün bu kez de siyasi hatalar yüzünden, tekrar ivme kazandığını düşünmekteyim. Çözüm süreci bu anlamda en temel nokta gibi.

***

Ve binlerce şehit… Yetimler, dul eşler, gazilerimiz… Giden gencecik eğitim neferlerimiz. Bir can kurtarmak adına, oraya gidip canından olan sağlıkçılarımız. Milyarların harcandığı milli servet. Neresinden bakarsanız bakın, acımasız bir savaşın, büyük kentlerde taraftar bulması da cabası. Birilerinin,  “maaşlarını alıyorlar, onların görevi ölmek” dediği askerlerimiz… Belki bazı insanların bu savaşı anlaması için, tekrar  “pierre  cardin pijamalarıyla” güneydoğuda bir  dağda, asker uyku tulumunda yatması gerekiyor..

***

Sanırım PKK’yı yine en iyi kendi örgüt elemanları anlatmış. Onların örgüt içi hesaplaşmaları, eylemleri, ilişkileri ve aldıkları emir noktasındaki ruhsal durumları ibretlik. Sanmayın ki, sadece vahşeti yaşatıyorlar. Kendileri de bu vahşeti öyle veya böyle yaşıyorlar. “Bu nasıl bir zihniyettir anlamak mümkün değil” dediğiniz yerde, örgüt içinde yürütülen psikolojik  hareketler ve kararlar, çok akıllıca ve kurnazca yürütülen bir idarenin  hastalıklı ruhu.!

***

Buyrun okuyun :(faili meçhul cinayetler ve gerçekler/sayfa 108)

“Kürt insanındaki derin iradesizlik,darmadağınık olmuş bilinç, zihniyetinin neyin peşinde koştuğu belli olmayan  harap dünyası ve çok sistemsiz  yaşayışı bende çok büyük tepki yarattı.Namussuzdur, alçaktır,şerefsizdir; bunlara  hiç saygılı bakmam, aksine  her gün müthiş öfkeyle bakarım”

Abdullah Öcalan/ Sosyal devrim ve yeni yaşam/2005/ çetin yayınları.

***

Sayın Alican Türk, kitabın  arka kapağına bir not düşmüş:

“Bu kitapta ilk kez yayımlanan bir çok bilgi, belge ve anekdotu okudukça “VAY CANINA” diyecek, olaylara bambaşka pencereden bakmaya başlayacaksınız”

Ben diyemedim.. Nutkum tutuldu..!

***

35 yıldır, 42 bin canımıza mal olan PKK terörünü lanetliyorum..!

Umarım, geçmiş gelecek için bir ders olur..!

1 YORUM

  1. Yazıyı okuyunca Güneydoğu’da görev yaptığım yıllar aklıma geldi. Kürt devrimcilerin ırkçı tutumunu -ki sen buna faşist tavır diyorsun- o zaman ben de gözlemlemiştim. Tatvan’da görev yaparken TÖB-DER olağan genel kurulunda kendi siyasi görüşlerinin dışındaki insanlara nasıl baskı yaptıklarını,yönetime talip olan bizleri nasıl dışladıklarını biliyorum. Orada demokrat olmanın yolu Kürt siyasi hareketini desteklemekten geçer. Bu yanlış hâlâ devam ediyor. Zavallı Kürt halkı bir yandan devlet tarafından ihmal edilmiş,öldürülmüş, aşağılanmış diğer yandan da kendilerini kurtarmak için yola çıkan “sözde Kürt devrimcilerinden” çekmiştir.Yani devletle PKK arasında sıkışıp kalmıştır. “Bizim için kurşun atan da şereflidir,kurşun yiyen de” siyasetini meşrulaştıran devlet onlarca faili meçhul cinayetin tek sorumlusudur. Bu faili meçhullerin üzerine hâlâ gidilmedi. Bu çinayetlerin çoğunu işleyenler de Hizbullah adlı şeriatçı örgüt militanlarıdır. Onları silahlandıran da ne yazık ki “derin devlettir.” Bir albay düşünün ki ben asker değil,leşgerim,bir özel harekâtçı düşünün ki benim,bin faili meçhulüm var, diyebiliyor bu ülkede.
    Kürt ve Türk halkı arasında derin bir yarılma yaratıldı. Kapanması da zor görünüyor.Güneydoğu’da her evden nerdeyse bir kişi ya dağdadır,ya da dağda ölmüştür. Türk aileler de her gün kendi kınalı kuzularına ağlıyorlar. Şu anda bu derin yarılma daha da derinleşiyor. Çünkü iktidar buna oy toplamak için ihtiyacı var . Bugün tam da Uludere katliamının yıldönümü. O zaman başbakan Erdoğan ,bu olay Ankara’nın karanlık koridorlarında kaybolmayaca ve hesap sorulacaktır, demişti.
    Bu olay sıradan bir olay değildir. Görevli pilotun ,”yanlış yapıyoruz komutanım,bunlar terörist değil”uyarılarına karşın emir demiri de vicdanı da kesmiştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.