Game of Thrones Bölümlerinin Göz Gözü Görmeyecek Kadar Karanlık Olmasının Sebebi

Game of Thrones dizisinde ekranın yeterince aydınlık olmamasından insanlar şikayetçi. Bu duruma yapımcıların bir açıklaması var.

Game of Thrones dizisinin final sezonu başladı. Final sezonu, Westeros için karanlık zamanları gösteriyor. Hatta 8. sezon 3. bölümdeki savaşa biz Winterfell Savaşı diyoruz ama o savaşa ‘Uzun Gece’ deniyor.

Winterfell tam olarak düşler ülkesi sayılmaz ve oldukça karanlık bir yer. Dizinin hem kelime anlamıyla hem de mecaz anlamıyla çok karanlık bölümleri var. Ancak son sezonla birlikte insanlar, ne olup bittiğini görebilmek için ekran parlaklığını çıkarabilecekleri en üst seviyeye çıkarıyorlar.

Neden görüntülerin bu kadar karanlık olduğu konusunda açıklama ise filmin yapım ekibinden geldi. Filmin baş görüntü yönetmenlerinden Robert McLachlan, bu durumun sebebini açıkladı: Kış. McLahlan, dizide kış geldiği için çekimlerin de kış döneminde yapıldığını ve dizide doğal ışık kullanıldığını söyledi.

McLahlan, yaptığı açıklamalarda ayrıca amaçlarının dizinin olabildiğince otantik görünmesini sağlamak ve doğal bir ambiyans oluşturmak olduğunu söylüyor.

Sanatçı, o dönemde ışıkları doğal kaynaktan sağladıklarını, kimsenin lüks mumları gündüz yakmadığını ve doğal ışık kaynaklarının kısıtlı olduğunu belirtiyor. Bu nedenle de sahneler gittikçe daha karanlık hale geliyor.

Yine de biraz daha fazla ışık kullanmanın ne dizi oyuncuları ne de seyirciler için bir sorun oluşturmayacağı ortada. Dizinin çekimlerinin bittiğini göz önüne alırsak yapacak tek şey, ekran parlaklığını en sona getirmek.

SEO Senfonisi

Stanford Üniversitesi’nde üst düzey yöneticiler için müzik ve iş dünyasında liderlik arasındaki ilişkiyi anlattığı seminerleri ile dikkat çeken dünyaca ünlü besteci ve orkestra şefi Rob Kapilow, bu kez Türkiye’de bugünün ve yarının CEO’larıyla buluştu. Mozart’ın müzik dehasından örnekler vererek mükemmel liderliğin ipuçlarını anlatan Kapilow, zaman zaman orkestrayı CEO’lara emanet edip ortaya çıkan karmaşayla liderliğin önemini gözler önüne serdi.

STANFORD Üniversitesi’nde üst düzey yöneticiler için müzik ve iş dünyasını bir araya getirdiği seminerleri ile dikkat çeken dünyaca ünlü Besteci ve Orkestra Şefi Rob Kapilow, bu kez Türkiye’de bugünün ve yarının CEO’larıyla buluştu. Üst düzey yönetici araştırma ve değerlendirme hizmetleri sağlayan Odgers Berndtson’un geleceğin yöneticilerini yetiştirmek amacıyla günümüzün CEO’ları ile geleceğin yöneticisi gençleri bir araya getirdiği ‘Bir Gün CEO’ programı kapsamında İstanbul’a gelen Kapilow, ‘Sonsuz Olasılıkları Dinlemek’ başlıklı bir seminer gerçekleştirdi. Stanford Üniversitesi’nde bilim insanlarının duygusal zekâsını harekete geçirmek üzerine programlar yürüten ve başta New York, Boston ve Toronto olmak üzere dünyanın önde gelen konser salonlarında gösteriler sahneleyen Maestro Kapilow, klasik müziği kullanarak iş dünyası, akademi ve sanat dünyası arasında köprüler kuruyor. Farklı yetenekleri dayanışma ve ortak akıl ile harekete geçirerek kurumların nasıl sıra dışı performans yakalayabilecekleri konusunda ipuçları veriyor.

CEO’LAR DA ŞEF OLDU

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde, 20’yi aşkın CEO ve geleceğin yönetici adayı gençlerle birlikte sahneye çıkan Kapilow, Mozart’ın 13. Senfonisindeki inceliklere dikkat çekerek, müzik performansı ile şirket performansı arasındaki ilişkiyi ortaya koydu. Kapilow, kimi CEO ve gençlerin de orkestra şefi oldukları gösteride, izleyicileri de çalıştırdı. ‘İyi ve mükemmel’ arasındaki farkı anlatabilmek için aynı notaların farklı vurgu ve tempolarla çalınmasını sağlayan Kapilow, böylece bir yandan Mozart’ın müzik dehasını ortaya koyarken bir yandan da iş hayatında bir ürünün ya da hizmetin sadece ‘iyi’ olması ya da ‘mükemmel’ olması arasındaki farkı ortaya koymayı hedefledi. Dinleyiciye önce Mozart’ın 13. Senfonisini orijinal notalarıyla dinleten ve daha sonra eserde yaptığı değişiklikleri yansıtarak dinleten Kapilow, şirketlerde birimler arasındaki uyum, yönetimin ve ekibin birbiri ile ilişkisine dikkat çekti.

Huawei 28,5 saniyede bir telefon üretiyor

Teknolojinin dev markalarından biri olan Huawei üretime hız kesmeden devam ediyor.


Huawei, Songshan Lake’deki yerleşkesinin kapılarını basın mensuplarına açtı. Firma yetkililerinden edinilen bilgilere göre, akıllı telefon üretiminin yapıldığı bantlarda gelişen teknolojiyle verimlilik ve hızda önemli ölçüde artış oldu. Çin’in Shenzhen kentindeki 8,2 kilometrekarelik kampüsünde yer alan üretimtesisinde Huawei, 28,5 saniyede bir akıllı telefon üretimi gerçekleştiriyor. Üretim tesislerinin yanı sıra malzeme laboratuvarlarında yapılan testlerde, cihaz ağırlıklarının azaltılması, paslanmaya karşı korunma, iletkenlik ve dayanıklılık testi gibi çalışmalar yürütülüyor.

Kampüste yaklaşık 10 bin kişi çalışıyor

Monaco’nun yaklaşık 4 katı büyüklüğündeki yerleşke farklı departmanlara ev sahipliği yapıyor. Henüz iki bölümü tamamlanan yerleşke 4 ana alandan oluşuyor. Dünya genelinde 18 binden fazla çalışanı olan Huawei’nin 2018 yılında açtığı söz konusu kampüste yaklaşık 10 bin kişi çalışıyor.

“Siber güvenlik alanında 240’tan fazla sertifikaya sahibiz”

Huawei Siber Güvenlik Birimi Müdürü Wang Jin, gezinin ardından yaptığı açıklamada, siber güvenlik alanında 240’tan fazla sertifikaya sahip olduklarını ifade etti. Siber güvenlikte önceliğin sistematik risklerin belirlenmesi ve mahremiyetin korunması olduğunu aktaran Wang, Huawei sistemlerinin olumsuzluklara karşı tam donanımla korunduğunu kaydetti.

Tahkim Kurulu, Fenerbahçe’nin cezasını indirdi

Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, PFDK’nın Fenerbahçe’ye, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahüratlar nedeniyle verdiği 75 bin TL’lik para cezasını onadı. Kurul, taraftarların neden olduğu saha olayları nedeniyle verilen 30 bin TL’lik cezayı ise 20 bin TL’ye indirdi.

TFF’nin resmi sitesinden konuya ilişkin yapılan açıklama şöyle:

“Fenerbahçe’nin taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT’nin 52/2. maddesi uyarınca 30 bin TL para cezasının 20 bin TL’ye indirilmesi suretiyle PFDK kararının düzeltilerek onanmasına oybirliği ile,
Fenerbahçe’nin taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde misafir kulüp olduğu müsabakada 4. kez gerçekleştirilmesinden dolayı FDT’nin 53/2. maddesi uyarınca 75 bin TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan Misafir Tribün Güney Üst A blokta yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki misafir kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesi, cezası verilmesinde sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile cezanın onanmasına, oybirliği ile karar verilmiştir.” 

Anadolu Efes 75 – 65 Olmpiakos

THY Euroleague’in 23. haftasında Anadolu Efes, Sinan Erdem Spor Salonu’nda Karşılaştığı Olympiakos’u 75-65’lik skorla mağlup etti. Efes’te Krunoslav Simon 13 sayıyla takımın en skorer ismi olurken Adrien Moerman da 12 sayı, 8 ribaunt ile öne çıktı Olmpiakos’tan ise Strelnieks 14 sayıyla karşılaşmanın en skoreri olurken mağlubiyete engel olamadı.

Steven Soderbergh, Yeni Filmi High Flying Bird İçin Neden Netflix’i Seçtiğini Açıkladı

Steven Soderbergh, yeni filmi High Flying Bird’ü vizyona sokmak yerine neden Netflix’te yayınladığı konusuna açıklık getirdi.

2011 NBA Lokavtı sırasında çaylak bir oyuncuyu temsil eden bir menajerin, sektörün dengesini değiştirecek ilginç bir iş fırsatıyla genç oyuncunun karşısına çıkmasını konu alan Steven Soderbergh‘in yeni filmi High Flying Bird kısa bir süre önce Netflix’te yayınlandı. Yönetmenin tıpkı Unsane’de olduğu gibi iPhone ile çektiği bu film, lokavt sürecinde kapalı kapılar ardında yaşanan olayları, etkileyici senaryosu ve oyunculuk performanslarıyla izleyiciye çok iyi bir şekilde anlatmaya başardı.

Filmin aldığı yorumları düşünürsek, Netflix ve Steven Soderbergh ortaklığının olumlu sonuçlandığını söyleyebiliriz. Netflix, başarılı yönetmenlerin projelerine destek vermek için elinden geleni yapıyor. Aynı şekilde Steven Soderbergh de herhangi bir stüdyonun boyunduruğu altına girmeden, kendisine özgürlük alanı tanıyan bu platformda yer almaktan oldukça memnun gözüküyor.

Steven Soderbergh: “High Flying Bird’ün Netflix Sayesinde Daha Çok İnsana Ulaşacağını Düşündüm.”

André Holland as Ray Burke in High Flying Bird, directed by Steven Soderbergh. Photo by Peter Andrews

Sinemada yenilikçi deneyimlere oldukça açık bir isim olan Steven Soderbergh, Indiewire ile gerçekleştirdiği bir röportajda neden Netflix’i tercih ettiğini sorusunu şu şekilde cevapladı: “Filmi Netflix’te gösterdiğim zaman, kesinlikle sinemada olacağından daha fazla göz önünde olacağını düşünüyorum. Öyle olmaması imkansız gibi görünüyor. Ayrıca bu tercih olayında benimle alakalı başka konular da var. Ben filmimin haklarını satmak için dünyayı kovalamak zorunda değilim. Bu işi bir kere ve burada yapıyorum. Normalde film çektiğiniz zaman yaptığınız şeyi bavulunuza koyup tüm dünyayı dolaşmalı ve filminiz hakkında konuşmalısınız.”

Görünüşe göre Soderbergh, filmin insanlara çok hızlı bir şekilde ulaşması için Netflix’i seçmiş. Bilindiği üzere Netflix, dünya genelinde 139 milyon kullanıcıya ulaştı. Hâliyle bu durum, filmi insanlara ulaştırmak açısından Steven Soderbergh gibi düşünen bir yönetmen için müthiş bir fırsat. Zaten yönetmenin yeni filmi The Laundromat‘ın Netflix bünyesinde yayınlayacak olması da bunun en büyük göstergesi.

Neflix, başta Martin Scorsese’nin yeni filmi The Irishman olmak üzere önümüzdeki yıllarda önemli yönetmenlerin imzasını taşıyan yapımlarla film kalitesini yükseltmeye devam edecek gibi görünüyor.

Queen, Bu Yılki Oscar Ödül Töreninde Sahne Alacak

Hikâyesi Bohemian Rhapsody filmiyle sinemaya aktarılan Queen’in üyelerinden Brian May ve Roger Taylor, American Idol’la tanınan Adam Lambert ile beraber 24 Şubat’ta düzenlenecek Oscar ödül töreninde sahne alacak.

Bu yıl 24 Şubat’ta düzenlenecek 91. Oscar Ödülleri için meraklı bekleyişimiz sürüyor. Bir yandan hangi filmlerin ödül kazanacağını merak ederken; diğer bir yandan ödül töreninde hangi performansların sergileneceği konusunda yeni yeni haberler duyuyoruz.

Daha önce  A Star Is Born filmiyle En İyi Orijinal Şarkı dalında aday olan Lady Gaga’nın, Bradley Cooper ile beraber Shallow şarkısını seslendireceğini öğrenmiştik. Ayrıca RBG belgeselinden I’ll Fight ile Mary Poppins Returns’ten The Place Where Lost Things Go parçaları da törende canlı olarak seslendirilecek.

Queen ve Adam Lambert, 91. Oscar Ödülleri’nde Sahneye Çıkacak

Törende sahne alacağı açıklanan isimlere bir yenisi daha ekleniyor. Variety’nin haberine göre Queen üyelerinden Brian May ve Roger Taylor, American Idol’la şöhrete kavuşan Adam Lambert‘la birlikte 91. Oscar Ödülleri’nde sahne alacak. 2012 yılından itibaren Queen + Adam Lambert adı altında sahne performansları sergileyen Queen ve Adam Lambert, Oscar töreni için bir kez daha bir araya geliyor.

Queen’in, Oscar töreninde sahne alacak olması aslında beklenen bir durum. Freddy Mercury’i odak noktasına alarak Queen’in müzik dünyasındaki yolcuğunu konu alan Bohemian Rhapsody’nin, bu yılki ödül sezonunda ön plana çıkması bu durumun en büyük sebebi. Altın Küre’de drama kategorisinde En İyi Film dalında ödül kazanan filmin, Akademi Ödülleri’nde de En İyi Film dahil beş dalda Oscar adaylığı elde ettiğini unutmamak gerek. Bakalım bu durum, ödül töreninin düşen reytinglerini yükseltecek mi hep birlikte göreceğiz.

Godzilla: King of the Monsters’tan Tanıtım Fragmanı Yayınlandı

Oyuncu kadrosunda Millie Bobby Brown, Vera Farmiga, Sally Hawkins ve Kyle Chandler’ın yer aldığı Godzilla: King of the Monsters’tan yeni tanıtım fragmanı yayınlandı.

Yönetmenliğini Gareth Edwards’ın üstlendiği 2014 yapımı Godzilla’nın merakla beklenen devam filmi bu yıl sinemaseverler ile buluşacak. Mayıs ayında vizyona girecek Godzilla: King of the Monsters için tanıtım çalışmalarını sürdüren Legendary, filmden yeni bir tanıtım fragmanı yayınladı.

Yönetmenliğini son olarak 2015 yapımı Krampus filmini yöneten Michael Dougherty‘nin üstlendiği filmin başrolünde Stranger Things’teki Eleven rolüyle adını geniş kitlelere duyurmayı başaran Millie Bobby Brown yer alıyor. Brown’ın ilk uzun metraj film deneyimi olan yeni Godzilla filminde genç oyuncuya Vera Farmiga, Sally Hawkins, Kyle Chandler,  Bradley Whitford, Charles Dance ve O’Shea Jackson Jr. gibi isimler eşlik ediyor. Filmin senaryosunu ise Dougherty, daha önce Krampus’ta birlikte çalıştığı Zach Shields ile birlikte kaleme aldı.

Godzilla: King of the Monsters, 31 Mayıs’ta Vizyona Girecek.

https://www.youtube.com/watch?v=CWrb8PitaCU

Amazon Bundan Sonra Bazı Orijinal Filmlerini Sinemalarda Göstermeyecek

Manchester By the Sea, The Big Sick ve You Were Never Really Here gibi övgü toplayan filmlere imza atan Amazon Studios, bundan sonra bazı filmlerini sinemalarda göstermeden doğrudan Amazon Prime üzerinden yayınlayacak.

Filmlerini sinemalarda gösterime sokmadan doğrudan online platformu üzerinden yayınlayan Netflix sinema dünyasından tepki toplarken, Netflix’in bu alandaki en büyük rakibi olan Amazon uyguladığı strateji ile sinema dünyasının takdirini kazanmayı başarmıştı. Zira Amazon; Manchester By the Sea, The Big Sick ve You Were Never Really Here gibi orijinal filmlerini önce sinemalarda gösterip, aradan 90 gün gibi kayda dağer bir süre geçtikten sonra kendi online platformunda yayınlıyordu.

Sinema dünyasındaki beklenti Netflix’in Amazon gibi bir yayın stratejisi izlemesiydi ama görünen o ki tam tersi olacak. Variety’nin Amazon Studios Başkanı Jennifer Salke hakkında hazırladığı yeni makaleye bakılırsa bundan sonra Amazon da Netflix’e benzer bir yayın politikası izleyecek ve bazı filmlerini sinemalarda göstermeden, doğrudan onlineplatformu üzerinden yayınlayacak.

Amazon Studios’un Bazı Filmleri Sinemalarda Gösterilmeden Doğrudan Amazon Prime Video’da Yayınlanacak

Amazon’un bu kararında dijital platformlar arasındaki rekabetin bu yıl daha da kızışacak olmasının etkili olduğu söyleniyor. Halihazırda Netflix ve Hulu gibi dijital platformlarla rekabet hâlinde olan Amazon’un çok yakında Disney ve WanerMedia’nın dijital platformlarıyla da yarışması gerekecek. Üstelik bu stüdyoların kendi lisanslı içeriklerini diğer dijital platformlardan çekecek olması da Amazon ve Netflix gibi online platformların işini zorlaştıracak. Bu yüzden dijital platformlar kullanıcı kitlelerini genişletmek için orijinal içeriklerine daha bağımlı hâle geleccek.

Geçtiğimiz ay Sundance Film Festivali’nde dikkat çeken birçok filmin haklarını satın alan Amazon’un bu filmler için nasıl bir yayın stratejisi izleyeceği merak konusu. Şirket The Report ve Honey Boy gibi ödül kazanan filmlerin yanı sıra festivalin en dikkat çekici yapımlarından Late Night’ı da rekor bir ücret ödeyerek satın almıştı.